Monday, February 18, 2013

Leyla ile Mecnun – Kendi Colunde Kaybolanlarin Hikayesi



Insana yeminini bozduran dizimsi sey :)

Cocuklugunun hatri sayilir kismini televizyon basinda gecirmis biri olarak, universiteye basladigimdan bu yana aramiz aciktir kendisiyle. Ve dolayisiyla da dizilerle... Fakat tum programlar bir yana, Leyla ile Mecnun diger yana.


2. sezon sonlarina yakindi. Bir arkadasimin paylastigi video [Mecnun-Sirin’in bir Ferdi Tayfur sarkisina cektikleri klip :)] sayesinde kesfetmistim. 

“Aman Allah’im, ben bu diziden nasil bihaber kalmisim!” 

Pismanligimi ceplerime saklayip, derhal diziye adapte oluverdim. Her guzel sey gibi birkac bolum sonra sezon bitti :( Dizinin tatile girmesinden istifade edip, internetteki ilk sezon bolumlerine basladim.  Derken, is seyahati icin gittigim Iskandinav memleketinde kaptigim goz enfeksiyonu sebebiyle tek gozum kapanmis vaziyette yataklara dustum. Raporlusun, ise gitmiyorsun, ama dunyayi eksik gorunce hersey pek bir anlamsiz geliyor. Hal boyle olunca, tek gozu fazla yormadan yapilabilecek en makul aktivite Leyla ile Mecnun izlemekti :) Tek goz ile izleyip iki gozle gulmenin sakincasi yoktu, nasil olsa :) Diziyi, bir nevi alternatif tıp olarak da yorumlamak mumkun.

Pekala... Leyla ile Mecnun, nasil birseydir ki insani kendi colune ceker? 
Cole ceker ama deniz esintisi yasatir. 
Tatli esintiyi limonata esliginde hissettirir ama yagmur, kar da yagdirir insanlarin ustune.
Soguktan siginacak yer arama durumuna getirir ama atki-bere-eldiven takimini uzativerir, sicacik bir fincan kahve esliginde. 
Sonra bir anda gunes yakar, kavurur, bir klima arayisina girersiniz. 
Klimadan vazgecip gulersiniz sesli sesli. 
Gulerken gozlerinizden gelen yaslar bir anda kuvvetlenir, hickirikli aglamaya donusur.
Neye ugradiginizi sasirirsiniz... 
Hayatinizin bambaska bir evresinde; belki unuttugunuz, belki bilakis ustunu kapadiginiz bir olaya gittiginizi farkedersiniz. 
"Demek ki guldugum-uzuldugum sey, aslinda kendi hayatimdan bir kesitmis" dersiniz.
Filan falan :)

Kisacasi bu dizimsi seyi anlatmasi bir hayli guc. Cunku zaten izlerken bile kafalar allak bullak oluyor, hele ki anlatmak soyle dursun :)

Dizide, Istanbul'un Kirecburnu semtinde yasanan hayatlar isleniyor... 

Yillar once beraber dunyaya gelmek suretiyle birine Leyla, digerine Mecnun ismi verilmis iki karakter uzerinden olaylar basliyor. Yalniz, klasik "efsanevi ask" hikayelerinden farkli olarak bu dizide "Leyla" sabit degil. Benim idrakima gore, hepimizin hayatlarinda bizzat yasadigi "fani olan herseyin degisebilirligi" gercegi vurgulanmis bu sekilde. Yani diger dizilerde oldugu gibi "Leyla" bir sekilde diziden ayrildigi vakit, baska bir oyuncuyu ayni leyla rolunde diziye dahil etmiyorlar. Bir leyla gidiyor, mecnun bir diger leylaya asik olmaya calisiyor. Araniyor, bulamiyor belki bir muddet. Zorlaniyor, cok zorlaniyor; ama Mecnun yalniz degil ki... Babasi, ak sakalli dedesi, dostlari var. Eee dunya donmeye devam etmeli degil mi? Yeni bir Leyla bulunuyor, hatta bazen iki :) Ve sonra yeniden olaylar, olaylar... 

Ismine aldanmayin. Sadece "ask" hikayesi demek dogru degil bu dizi icin. Icinde hersey var, asktan ote. Hatta bazen oyle bolumler oluyor ki Mecnun'un hikayesine cok az yer veriliyor. Diger karakterler de en az Mecnun ve Leyla kadar onem teskil ediyor. Zaman zaman daha one gecebiliyorlar... Herkes nev-i sahsina munhasir insanlar, hepsinin cok ozel hikayeleri var. Kemik kadromuz ve hayatlari hep bizimle. Lakin; bazen pat diye bir uzayli da cikabiliyor ekrana. Bazen ölüm sokaklarda kol geziyor ya da seytan bir sureligine konuk olabiliyor. Bir kanto sesi ve beraberinde Nurhan Damcioglu'na bile rastlayabiliyoruz :) Mecnun'un Leyla'ya jest yapmak amacli kumar masasindan kaldirip mahalleye getirdigi Dostoyevski [dost sakalli dede], bu durumdan hosnut olup Iskender'in evine temelli yerlesebiliyor.

Benim anlatacaklarim bitmez suphesiz :) 

Insanlari;
   1- Iyyy bu ne tuhaf, absurt dizi. Izlenir mi hic?!
   2- Bugun gunlerden "Leyla ile Mecnun".
seklinde dusunenler olarak ikiye ayirmak suretiyle bu yaziyi tamamliyorum. Bir sonraki, karakter analizleri yazim: Leyla ile Mecnun - Kemik Kadro'da  gorusmek uzere...

Izleyiniz - 1. sezon finali:




5 comments:

  1. Hahaha harikasiniz! :D
    Benimde cevremde cok yakin arkadasim sürekli "bakmalisin, mutlaka bak" diye üstüme gelmisti. O söyledikce ben "Aman trit..Kesin sacma sapan diger Dizilerden farksizdir" demistim kendimce.
    Ta ki evet Ali Atay'in "Eksik bir sey mi var Hayatim'da" sarkisini kesvedene kadar. O andan itibaren L&M Kolik oldum ve gayet memnunum. Pazartesi Sendromumu yenmeme sebep olan tek Dizi :)

    Cok Klise olacak ama okadar ortak düsünceler buldum ki. Tek fark, ben bozuk türkcemle yine bukadarini ifade edezdim^^

    "Hayatinizin bambaska bir evresinde; belki unuttugunuz, belki bilakis ustunu kapadiginiz bir olaya gittiginizi farkedersiniz.
    "Demek ki guldugum-uzuldugum sey, aslinda kendi hayatimdan bir kesitmis" dersiniz.
    Filan falan :)"


    Güzelim yazinin altina hucum ettim, af edin. :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Estagfirullah... Geri bildirim cok degerli, yorumlariniz icin tesekkurler. Bir yerlere birseyler yaziyorsaniz, okumak isterim. Ne cesit kelimelerle hangi tarzda yazildigindan ziyade, anlatilmak isteneni ne derece yansitabildigi onemlidir bence ;)

      Delete
    2. Cesaret edip bir "blog" acip yazilar yazamadim. Ama mutlaka bir "blog" acarsam seve seve sizinle paylasirim.
      Acikca söylemek gerekirse Blog acma konusunda'da fazla bilgim olmadigindan uzak kaldim :)
      Böyle uzaklardan yazilar okuyoruz.^^

      Delete
    3. Bu arada, sacma olacak. Tumblr'i blogdan varsayarsak o var.^^

      Delete
    4. Neden sacma olsun... Tumblr da bir blog saglayicisi ne de olsa :)

      Blog yazmaya basladiktan sonra emek vermek gerekiyor yalniz, bunu soylemeliyim. Gerci ne derece onem verildigine gore degisir, harcanan vakit-emek-sabir.

      Delete