Showing posts with label Nazan Bekiroglu. Show all posts
Showing posts with label Nazan Bekiroglu. Show all posts

Monday, September 1, 2014

Gune Umutlu Merhaba: Eylül Geldi!


Bugun, gunlerden 1 Eylül.

Sabah pencereyi acip adeta aşırı sevgiden kuruttugum feslegenimin tekrardan yesermesine, aylar once ektigim tohumun ciceklenmesine sahit olmak gibi,

Aklimdakileri unutmak, yepyeni olana alismak gibi,

Mevsimin ilk ruzgarlarinin ferahligini icime doldurmak gibi,

Inandigini devam ettirmek, yanildigindan vazgecmek gibi,

Okumalara doyamadigim Gibi: Eylul Geldi'yi tekrar tekrar okumak, her defasinda yeni yerlere takilmak gibi,
"Uyanıp uyanıp yazılan sonra unutulan cümleler, kendisinden henüz kopulan bir romanın acısı üzerine inen serinlik selâmet gibi, bitmiş bir romanın üzerinden son kum taşı cilâsı gibi geçe geçe geldi. Vaz geçilmiş bir kaleme yeniden döndürür, şimdiye değin söylenmiş her şeyi bir kez de susturur gibi. Sonra söylemek ile susmak arasında kendi anlattığına insanın kendisi de şaşar gibi. Ne kadar da çok şey varmış anlatacak. Bütün unutulanları hatırlatacak, hatırlananları unutturacak gibi. Eylül geldi."
"En güzel hikâyeyi kendisine anlatacak bir Eylül kalmış gibi, en ağır hikâyeyi dinlemek Eylül'ün sırtına kalmış gibi. Çöl satın alıp vahalar bağışlayarak. Geldi. Büyü bozar, dil çözer gibi. Kırk yıllık isimlerin yepyeni bir müsemmasını aşikâr eder gibi. Bundan sonra hiç Eylül olmayacakmış ama bundan sonrası hep de Eylül'müş gibi."
En guzeli hayal etmek, en hayirlisini dilemek gibi,

Ve en sevdigim eylül sarkisini tekrar tekrar dinlemek gibi,

Eylül Geldi!

Beirut-Elephant Gun

Ne guzel demis Beirut, ne de guzel soylemis: "Let the seasons begin!"

Tuesday, February 4, 2014

Nar Agaci ~ Alintilar


Ustelik otuz yil gecmis aradan, aradigim hala yerinde duruyor mudur? "Gelecegim" demedim. Bekliyor mudur?
sh11

Benim var olmam icin birbirine dogru akmis bu iki irmagin birlestigi yerde milyonlarca ihtimal arasinda mumkunlerden bir mumkunum sadece ben.
sh 14

Fotograf kartonunun uzerinde olu gibi donmus olan hayat, bir film karesinin "devam" tusuna basilmis gibi, kaldigi yerden devam etmeye basladi.
sh 27

Goruyorsunuz iste, eger bilmiyorsak bir anlami yok ne olup bittiginin. Biliyorsak her sey var.
sh 31

Nar Agaci

Nazan Bekiroglu'na olan hayranligimin tavan yapmasina sebep olan bir roman, 
Ocak Ayi kitabi olarak Kitap Kardesligi ile beraber okudugum Nar Agaci. 
Yine cok icten, yine surukleyici, yine duygu yuklu... 

Nazan Hanim'in simdiye kadar okudugum tum eserlerini cok begenmistim, fakat Nar Agaci konusu ve kurgusu itibariyle daha cok hosuma gitti. Kendi anneannesi ve dedesinin hikayesini anlatmis Nazan Hoca. Elinde bir hatira sandigi ve icindeki fotograflarla zamanda yolculuga cikiyor. Adim adim, sabirla izini suruyor anneannesi ve dedesinin. Belki sadece kulaktan kulaga aktarildigi sekliyle bildigi cok eski bir hikayenin, kendi hikayesinin icine karisiyor. Ve tabi okurlari da pesinden surukluyor bu yolculuk boyunca -En azindan benim icin oyle oldu :)-.
Butun mumkunler arka arkaya dizile dizile, iki cift gozun karsilasmasina gelip dayanmis. Bir tek an. Milyonlarca ihtimal arasindaki tek mumkunun gerceklesmesi icin yasanmis bunlar. Tek mumkun, "O benim iste".

Tuesday, January 14, 2014

Davetsiz Cevaplar ~ Nar Agaci

Davetsiz Cevaplar, ne ola ki?

Bazen aklimdan birsey geciyorum; bir soru, merak edilesi bir konu, bir dilemma, bir belirsizlik... Ve hemen pesinden cevaba rastliyorum, bir sekilde. Bazen cevirdigim bir sayfada, bazen dinledigim bir sarkida... Guzel bir lutuf.


...
Oyle, herseye razi gelmistim.
Ama sen, bir parca unutmak ugruna benim kapimi caldin, 
korkarim butun kapilari da calacaksin. 
O kimse, ondan baskasiyla dolmayan ve ona dolamayan yaninla dikildin karsima. 
Acilan yaralarinin acisini yeni bir yara acarak kapamaya calistin.
Ben senin icin sadece "kadin"dim. Biricik degildim bu yuzden.
Sana benden once yasadigin her ne ise onu unutman icin kendi hayalimi 
seve seve armagan ettim.
Ama gelseydin. Bana askini verseydin.
Onun da gelecegi olmasindi, bugunu bana yeterdi.
...

Friday, December 20, 2013

Hediyeme kavustum :)

Daha evvel bahsettigim gibi Kitap Kardesligi ile Yilbasi Hediyelesme Etkinligi yapiyoruz. Ben hafta basinda hediyemi gonderdim ama maalesef ulasamadi  :( Benimki de evde olmadigim vakte denk geldigi icin bugun gidip teslim alabildim.



Sansa bakin, bana hediye gonderen kitap kardesim meger komsummus :) Ustelik gonderdigi kitap da La! 

Gorunce cok duygulandim. La'yi 2-3 yil once, Amerika'da yasayan cocukluk arkadasima, can dostuma hediye etmistim; arka kapaginda yazan "Bir "ile" koy aramiza bizi birbirimize baglasin." sozunden etkilenip... Simdi bu kitap bana hediye edildi. Belki de yeni kurulacak bir dostlugun ilk "ile"si olacak :)

Cok tesekkur ederim Gizemcim ve tabi Kitap Kardesligi :) 

Monday, September 2, 2013

Gibi: Eylul Geldi






İnsanı canından bezdiren, hiç bitmeyecekmiş gibi gözdağı veren, tam bitti denilen yerde yeniden başlayan kavurucu bir yazdan da serinlik ve selâmetle sıyrılmak mümkünmüş.

Ufkun üzerinde kurşuni renkli bir süvari alayı. "Caddelerde rüzgâr"lı ilk sonbahar şarkıları. Siyah beyaz kısa bir film. Kestanecinin Ekim'e hazırlanan isli "lüküs lâmbası". İlk yağmur damlası, ilk üşüme, ilk hırka.
Bir şehri terk etmemek için sebepler risalesine eklenen zahriye sayfası gibi, şehrime, bütün şehirlere geldiğinden daha erken, kavrulmuş yapraklar dallarının dibine döne döne düşerken. Olur mu olmaz mı derken olur gibi, gelir mi gelmez mi derken gelir gibi. Kalıcı değil geçici. Ama sonunda Eylül geldi.

Friday, August 30, 2013

Yol Hali ~ Alintilar ~ Colden Gecmek


Lakin aldanmamak lazim col ile baslayan hikayelere. Cunku colden ancak cok derin bir hikayesi olanlar gecebilir. O hikaye de bir irmagin guzergahi takip edilerek yazilabilir. Bu kum firtinasindan ancak irmak istikametinde cikilabilir.


NIL’I IRMAGINA LEYLI’YI COLUNE, sh87

***

Yol Hali kitap tanitimi icin buyrunuz.

Yol Hali ~ Alintilar ~ Ya Nakkas!


Orada anladi Nakkas, cumlelerin bir sehre girerken, onu tanirken degil en fazla ondan ayrilirken sokun ettigini. Tiflis’te son gun ayrilik vaktinin geldigini. Gitmek vakti gelince yolcu yolunda gerektigini.

...

Ya Nakkas!

Yol Hali ~ Alintilar



Bicimlerin en kidemlisidir nokta, en yetkini. Hemen butun disiplinlerde her sey noktayla baslayip noktayla biterken, gelenegin noktaya gosterdigi itibar da bir ozetler silsilesine gelir dayanir: “Evren’in ozeti Kur’an’da, onun ozeti basindaki Fatiha’da, onun ozeti basindaki Besmele’de, onun ozeti basindaki Ba’da, onun ozeti altindaki nokta’dadir.”
BE’NIN NOKTASI, sh9

Sunday, August 18, 2013

Yol Hali

Daha evvel Yol Dusleri'ni paylasmak sureti ile siftah yaptigim Nazan Bekiroglu kitabi.

Diger Bekiroglu kitaplarindan farkli olarak roman uslubundan ziyade denemeler ve gezi notlarindan olusuyor. Fakat diger Bekiroglu kitaplarinda oldugu uzere bahsi gecen mekana ve zamana gidiyor, olaylari birebir yasiyoruz. Nazan Hanimin bu konudaki sirrini henuz cozemedim, sayet cozecek olursam paylasirim :)

Kitap "besmele" mahiyetinde bir bolum, bir yazi "Be'nin Noktasi" ile basliyor. Sonrasinda "Seb-i Yelda" isimli denemeler bolumu ile devam ediyor. Vee derken "Yol Hali" bolumu...

Tahmin edeceginiz uzere "Yol Hali"nde hep beraber yolculuga cikiyoruz, ustelik yanimiza valiz bile almadan :) 

Thursday, June 27, 2013

Gune Pek Resmi(!) Merhaba: Vergi Dairesi

Sabahin 7 kusurunde pek resmi(!) bir merhaba oldu bugun... 

Zaten oldum olasi sevmem devlet dairelerini, bugun biraz daha artti sevemeyisim. Tek istedigim ogrenim/katki kredisi geri odememi yapabilmekti. Internet bankasi ekraninda DANNN diye cikan uyarida yaziyordu, vergi dairesine gitmem gerektigi. Cagri merkezinden, forumlardan filan detayli bilgi edinmeye calistiysam da pek basarili olamadim. Ya da ben anlayamadim heralde :)


Yol Düşleri

Anlamsiz, keyifsiz bir "bekleme" sabahini renklendirmek icin bazen sadece bir kitabin kapagini kaldirmak yeterli. Bir bardak cay refakatinde... Ve biraz damla; gozlerimden mi, kitaptan mi, bardaktan mi dokuldugunu bilemedigim...

Yol Düşleri

Kıyamet rüyaları görmeye başlayalı beri rüyalarını bir deftere kaydetmeyi bıraktı. Öyle çok rüya kaydetmiş ki defterine içlerinde en sade olanın en uzun anlatıldığı türden sahih bir rüya var mıdır, hiç bilemedi. Oysa rüya habercidir, bunu bilirdi pekâlâ. Gerçekte yaşanan, rüyalardan okunabilirdi en fazla, tabii uyanmayı başarmışsanız eğer. Ve rüyadaki acının tene değdiği bir yer vardı. Yoksa bazı rüyalardan böyle hıçkıra hıçkıra uyanmazdı. Kemikleri böyle yanmazdı.

Tuesday, February 5, 2013

Isimle Ates Arasinda






Ismi itibariyle iki olgu arasina sigdirilmaya niyetlenmis, fakat eline alan kisinin ufkunun sinirlarini asmasina sebep olan bir kitap. Kim bilir belki de amac; sinirlari cizilmis bir eser ile sinirlarin zorlanabildigini ispatlamakti.
Her seyin, bir seyle bir sey arasinda durdugu daha bastan uyarilmis bu hikayede cok seyle bir seyin arasinda kaldim.
Okumayi ogrendigimden bu yana pek cok kitap okumusumdur. “Ask” temasi islenenler de olmustur iclerinde. Fakat boylesine rastlamamistim. Kitabin ortalarina dogru gelmistim sanirim. Basimi kaldirip sunu soyleme ihtiyaci duymustum:  “Hayatinda hic aski tatmamis birisi bile, bu kitabi eline alinca derhal asik olmayi isteyecektir”.
Meger ask indiği kalbi ihya ediyordu ya, ihya edemezse yok ediyordu. Kazasiz belasiz kurtulmanin imkani yoktu.