Saturday, September 12, 2015

Hissizlik

Çok sevdiğim bir kitaptan, Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nden bir alıntı. 
Hayri İrdal, romanın baş karakterlerinden birisidir. Onun ilk eşi Emine'nin vefatı üzerine:

"Emine'nin ölümüyle son tutunduğum dal da kopmuş gibi büsbütün boşlukta kaldım. Kaybettiğim şey benim için o kadar büyüktü ki ilk önceleri bunu bir türlü anlayamadım. Ne de hayatımdaki neticesini ölçebildim. Sade içimde simsiyah ve çok ağır bir şeyle dolaştım durdum. Sonra bu haraplığa daha başka bir duygu, bir çeşit kurtuluş duygusu karıştı. Bir baskıdan kurtulmuştum. Artık Emine bir daha ölemezdi, hatta hastalanamazdı da. Orada zihnimin bir köşesinde olduğu gibi kalacaktı. Hayatımda birçok şeyler daha beni korkutabilir, başıma türlü felaketler gelebilirdi. Fakat en müthişi, onu kaybetmek ihtimali ve bunun korkusu artık yoktu."

Hayatta bazı şeylerin olma ihtimali, -belki hiç gerçekleşmeyeceklerse bile- ah o ihtimalin korkusu öyle büyüktür ki; insanı durup dururken kemirir, tüketir. Bizler günlük yaşantımıza devam ederken -etmeye çalışırken-, sürekli zihnimizin arka planında çalışır, rahatsız eder.

Gün gelir, o ihtimal gerçekleşir. Korkulan, sakınılan mevzu vuku bulur. Bir an durur, aynaya bakarsın. Yüzünde gördüğün tek şey hissizliktir. Hani nerede o üzüntüler, vesveseler, kalp kırıklıkları... Hiç birinden eser kalmamıştır. Çünkü, hayat sadece bugünü yaşatmaz. Bazen de ileride yaşanacak bir kötü senaryo için seni önceden hazırlar. Tıpkı, oyun öncesi prova gibi. Provalarını ihmal etmeyen, oyunda bocalamaz. Hatta iyi bir oyuncu olursan, sufle verenin de eksik olmaz. 

Hayri İrdal ve eşinin vefatı örneği, belki biraz uç ve tatsız bir örnek olabilir. Nedense aklıma düştü yağmurlu bir Eylül akşamı. Hazır yaz yerini sonbahara bırakırken, iç ferahlatan şeyleri hatırlamakta fayda var.

Birsen Tezer - Aşk Bu Değil


16 comments:

  1. Ne güzel bir paylaşım ..farklı bir güzelliği var.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ferahlık hissi gibi mi Boyacım? :)

      Delete
  2. Bilmiyorum ki..farklı yani okumaya alistiklarimdan çok daha farklı .

    ReplyDelete
    Replies
    1. Arada değişiklik iyidir... Senin paskalya tariflerin gibi tatlı yazılar paylaşamıyorum ama ;)

      Delete
  3. Yazıda kendimi gördüm :) Ruhsuz değilde Hissiz Atmaca mı yapsam blogu, tanıtım yazımda bu olur :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Kulağa hoş geliyor :) Hem değişiklik olur sana da.

      Delete
    2. Hahaha o zaman daha karamsara kaçarım ama onu da düşünmek gerek :)

      Delete
    3. O zaman sıfatsız takıl arkadaşım. sadece Atmaca diyelim, bu konuyu tatlıya bağlayalım :)

      Delete
  4. Kitapta sevdiğim birkaç yerden :) SAE'yi yakın zamanda okudum fakat dili çok ağdalı gelmişti.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Dönem kitabı olduğundan biz teknik kişiler için biraz farklı dili :)
      Mizahi ruhunu en çok sevmiştim.

      Delete
  5. Replies
    1. Geldim gördüm, çok teşekkürler :) <3

      Delete
  6. hem kitap, hem şarkı en sevdiklerimden, iyi ki denk gelmişim bloğunuza:)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Merhaba marge abla :) hoşgeldiniz... Sevgiler

      Delete
  7. kitabı not aldım! şarkı zaten favorim:)
    güzel bir blog sevdim..
    sevgilerimle,

    ReplyDelete
    Replies
    1. Merhaba sebuş :) Teşekkürler.
      Ziyarete geliyorum şimdi ;)

      Delete