Wednesday, August 13, 2014

Ebruli Haller 13 ~ Hatip Ebru

18 yy. da Ayasofya Camii Hatibi Mehmed Efendi tarafından bulunduğu için bu ismi almıştır. Zemin üzerine çiçekli veya hatip ebru için hazırlanmış boyalardan belli aralıklarla birer damla bırakılır. Daha sonra her damlanın oluşturduğu dairenin içine ikinci, üçünce ve isteğe göre daha fazla sayıda damla bırakılır ve iç içe değişik renklerden oluşturulmuş daireler elde edilir. Genellikle teknenin uzun kenarı boyunca 5-6, kısa kenarı boyunca 4-5 daire oluşturulması tercih edilir. Daha sonra bir bizle bu dairelerin içinde soldan sağa, yukarıdan aşağıya, çapraz hareketler yapılarak hatip desenleri elde edilir. Yürekli, taraklı yürek, yıldız, çarkıfelek, menekşe bu desenlere verilen çeşitli isimlerdir. Hatip desenlerinin hepsinin ya da bazılarını aynı ebru üzerinde çalışmaya Hatip-i Mütenevvia denir.


Benim calismalarimdan...

Papatya Hatip:


Carkifelek Hatip:


***
Ebruli Haller anasayfasi icin tiklayiniz.

Sunday, August 10, 2014

Gune Sıfırdan&Tertemiz Merhaba: Semerkant


Tarihin tekerrur prensibini [bkz. Gectigimiz Agustos --> Zincirleme], bir kez daha ayakta alkisladigim gunler yasiyorum. Hayli uzatilmis fakat donusu cok cok zor gelmis bayram tatili sonrasi, yine bir surpriz ile karsi karsiya kaldim. Evet, yine yeniden buzdolabim arizalanmis ve bu nasil denk gelmedir ki yine bir tatil donusu ve yine bir sicak Agustos gunu! [ne cok "yine" kullanmisim ama bitmedi :)]

Yine defalarca servis arandi, yine saatlerce usta beklendi, yine yogun bir temizlik surecine girildi. Sonuc olarak, atmaya kiyilamayan hellimler ve agir kokuyu gidermesi icin konan kahve [su kahve ne kutsal birseydir!] tabaklari disinda sifirlanmis bir buzdolabina sahibim. Hersey halloluyor, yeter ki saglik olsun. 

Eee bu yorucu sureci bir ödülle taclandirmak lazim degil mi?


Yillar gecmesine ragmen aklimdan cikaramadigim, Amin Maalouf ile tanismama vesile Semerkant'a, Kitap Kardesligi ile bir kez daha basladim :)

***

Şebnem Ferah soylesin; Sil Bastan:


Friday, August 1, 2014

Gune Serin&Fantastik Merhaba: Yedinci Gün @Çamlıyayla!


Havasına doyamadığım yayladaki 7. günümde, 
İhsan Oktay Anar'ın Yedinci Gün'üne başlamak!

Kitaptan ufak bir alıntı: 

"Amenna! Söylemeye insanın dili pek varmaz ama şimdi ancak, zabıta teşkilatının deyişiyle her ceset, müminlerin tabiriyle her mevta, çelebilerin deyimiyle her naaş, külhanilerin üslubuyla her leş, yahut kitabi katiplerin ilmi terimiyle her kadavra kadar ehemmiyetleri vardı."

Bir ölüyü tarif edişin bile şahane! 
Özlemişim seni Uzun İhsan Efendi, kalemine saglik.

Thursday, July 31, 2014

Keskin Sirke

ön not:
Nergis Serisi -1: Bir Nisan Hikayesi: Ağrı
Nergis Serisi -2: Mayıs Kuruntuları
Nergis Serisi -3: Azad
Nergis Serisi -4: Keskin Sirke


Hırs...

Herhangi bir şeye karşı duyulan aşırı tutkunun eseri midir, yoksa kişinin benliğindeki öfkenin meyvesi niteliğinde midir?

Peki bir insanı hırslı kılan sebepler neler olabilir? Hiç düşündünüz mü?

  • Nesilden nesile taşınan genetik bir mevzu mudur? “Zaten bunun babası da böyleydi” gibi klişe bir laf ile geçiştirilebilir mi?
  • Çevre baskıları olabilir mi? Henüz ilkokul çağlarında minicik çocukları yarışa koşarcasına gazlayan, kendi elleriyle hırsın pençesine teslim eden ebeveynler mesela...
  • Mecburi faktörler? Peş peşe başarısız olunan sınavların ardından, sınıfı geçebilmek gayesiyle tutuşmak gibi...
  • İnat!

Kişilere ve ortamlara bağlı olarak bu sebepler, artar da artar.

***

Toroslarda yaşayan, hayatını sirke yapıp satarak sürdüren bir adam vardı; Şevket Ağa. "Sirke" denilince, yörede akla gelen ilk isimdi. Atadan kalma bahçesinde, her tür meyve ağacına rastlamak mümkündü. Fakat; en büyük ilgiyi, en verimli topraklarını feda ettiği üzüm bağları ile elma ağaçlarına gösterirdi pek tabi. Ne de olsa ekmek teknesiydi. 

Tuesday, July 8, 2014

Iftar Davetiyem

Reklam Kusagi afis tasarimlarimdan sonra simdi de bir iftar davetiyesi ile karsinizdayim :)


Thursday, July 3, 2014

Ramazan Geldi!


Ramazan geldi! Hosgeldi, sefalar getirdi.

Bu guzelligi agirlamaya, memnun etmeye calisma telasi ve yanisira birtakim dunyevi mesgaleler arasinda kac gundur aklimin ucunda birkac cumle... Kökeni neresidir bulamiyordum. Acaba benim yazdiklarimdan mi yoksa okuduklarimdan mi hatirlayamiyordum. Sonunda buldum. Gibi: Eylul Geldi'denmis meger. Benim "basucu yazilarim"dan biri olan Nazan Bekiroglu yazisi. Döner dolaşır okurum. Biraz zaman gecer, azicik unuturum, sonra tekrar acar okurum, tazelenirim. Okurum ama doyamam. 
Biraz daha gecikse sanki hiç gelmeyecekmiş gibi. Tam zamanında, ucu ucuna, nefes nefese, haber yetiştirmek uğruna toprağa düşen ulaklar gibi. Haberi var; Eylül geldi.
...
Uyanıp uyanıp yazılan sonra unutulan cümleler, kendisinden henüz kopulan bir romanın acısı üzerine inen serinlik selâmet gibi, bitmiş bir romanın üzerinden son kum taşı cilâsı gibi geçe geçe geldi. Vaz geçilmiş bir kaleme yeniden döndürür, şimdiye değin söylenmiş her şeyi bir kez de susturur gibi. Sonra söylemek ile susmak arasında kendi anlattığına insanın kendisi de şaşar gibi. Ne kadar da çok şey varmış anlatacak. Bütün unutulanları hatırlatacak, hatırlananları unutturacak gibi. Eylül geldi.

Thursday, June 26, 2014

Azad

ön not:
Nergis Serisi -1: Bir Nisan Hikayesi: Ağrı
Nergis Serisi -2: Mayıs Kuruntuları
Nergis Serisi -3: Azad
Nergis Serisi -4: Keskin Sirke


Ne kadar zamandir boyle bir agirlik ile uyaniyordu kalbinde?

Bilemiyordu Nergis. Oncesini, sonrasini unutmustu sanki.

Yine tuhaf bir huzursuzluk ve can sıkıntısıyla dogrulurken yatagindan, bugunun digerlerinden farkli olacagini sezmisti. Lavaboya gecti. Aynaya bakmaksizin buz gibi suyu yuzune carpmaya basladi. Elinde havluyla yuzunu kurulamaya calisirken, hizli adimlarla mutfaga gecti. Alelacele caydanligin altini yakti. Masaya kahvaltiliklari serpistirdi gelisiguzel bir sekilde. Bir kosu gardrobu acti, eline gelen ilk elbiseyi ustune gecirdi. Mutfaga dondugunde cay henuz demini almamisti ama yine de masaya oturdu. Yalan yanlis birseyler atistirdi. Sapsari caydan bir yudum cekeyim derken agzini hasladi. Bir sinirle geri birakti bardagi. 


Degisik bir cumartesi sabahina merhaba demisti Nergis. Sahi neydi icindeki bu tarifi mumkun olmayan telasin sebebi? Bugun tatil gunuydu ustelik!

***

Zarif Apartmaninda bu kadar erkenci olan tek kisi Nergis degildi. Benzer sekilde Basiret Hala da kan ter icinde uyandi. "Hayirdir insallah" diye tekrarlayarak solugu banyoda aldi. Serin bir dus iyi gelecekti. Yaz sicaklarindan olsa gerek diye dusundu, hararetinin sebebi.