Showing posts with label Mert Fırat. Show all posts
Showing posts with label Mert Fırat. Show all posts

Sunday, May 17, 2015

Film Meydan Okuması # 29

29. Gün: Bir konuda fikrinizin değişmesine yol açan film hangisi?


Şu meydan okuma boyunca hep birilerine torpil geçtiğimin farkındayım. Mert Fırat bu isimlerin başında geliyor. Ama bu soruda gerçekten cevabım olmayı hak eden film; büyük harflerle BAŞKA DİLDE AŞK'tır.

Mert Fırat'ı bu filmde hem senarist, hem oyuncu olarak keşfedişimin ve çok beğenişimin ardından bir dergide röportajına rastlamışım. Orada çok güzel bir şeyden bahsediyordu: "Kişisel değil, toplumsal sorunlarla ilgili filmler yapmak istiyor Fırat. Şimdiye kadar hayattan aldıklarını ona geri vermenin yollarından biri bu. “Aman canım ne olacak, der ve geçer giderseniz bir gün mutlaka döner ve karşınıza çıkar. Her şey tartışılabilir olmalı. Tabulaştırmak çok tehlikeli. Sorunun sorun olduğunu saptayamazsanız çözüm için hiçbir adım atamazsınız. Siz ilk önce onun sorun olduğunu kabul edecek, sonra çözüme yöneleceksiniz.”... Niyetle ilgiliyiz. Dinimizde de böyle. Önemli olan içindeki niyettir. İnsan olmak öyle kolay değil. Daha çok düşünmeli, daha çok araştırmalı, birbirimize daha çok saygı gösterip birbirimizi daha çok umursamalıyız. Farkındalık oluşturmak, varsa yoksa bu."

Üşenmedim ropörtajın orjinalini buldum. Merak edenler şuradan okuyabilir.



Konumuza dönecek olursak; neden bir konu hakkımda fikrim değişti bu filmle?

Birinci nokta; sağır ve dilsiz olan birisi ile kurulabilecek iletişimin aslında o kadar da zor olmadığı yönündeydi. Filmi izleyenler bilirler. Onur [Mert Fırat] kendine öyle mükemmel bir hayat düzeni kurmuştu ki; bu şekilde de mutluydu ve hayatına giren birisini de gayet güzel mutlu edebiliyordu. Yani, marifet tüm duyu organlarının çalışması değil, kalp&beyindeki uyummuş.

İkinci husus ise Zeynep [Saadet Işıl Aksoy] bir çağrı merkezi çalışanıydı ve film boyunca türlü sıkıntılar çekmişti. Toplumumuzda çağrı merkezi operatörleri için algı farklıdır. Oturdukları yerden, sadece telefon ile konuşarak para kazanan insanlar olarak görülürler. Bu film sayesinde operatörlere olan algım değişmişti. 

Ufak bir anımı da paylaşmak isterim. Yeni işim dolayısıyla oryantasyon kapsamında şirketin çağrı merkezini de ziyaret ettik. Sadece bir 20 dakika kadar bir operatör bayanın yanına oturdum, bana da kulaklık verildi. O müşteri şikayetleriyle uğraşırken, ben sadece dinledim. Size samimiyetle söylüyorum, o insanların gün boyu bu kadar şikayet/hakaret/kavga/gürültü'ye maruz kaldıktan sonra herkes gibi hayatlarını sürdürmeleri çok büyük başarı. Hepsini tebrik etmek isterim.

Monday, April 27, 2015

Film Meydan Okuması # 8

8. Gün: Sizi mutsuz eden bir film seçin.

Yeni haftaya mutsuz film önerileriyle başlıyoruz. Ne hoş :)

Aklıma gelen ilk yanıt: Atlı Karınca. Eşi, benzeri olmayan bir psikolojik gerilim. Senaryo, çekimler, oyunculuklar herşey mükemmel de o konuya nasıl dayanılır :(



Film, Mert Fırat ile İlksen Başarır'ın ortak projesi. Bilmeyenler için not düşeyim; bu ikili Başka Dilde Aşk'tan bu yana çoğunlukla beraber çalışıyorlar. Okuduğum bir Mert Fırat röportajında şöyle demişti: "Bazı fikirler, bazı senaryolar var aklımda. Hepsi de belli bir kesime hitaben ve bilhassa işlenmeyen/unutulan/görmezden gelinen konular". Zaten bu röportaj sonrası Mert Fırat'ı takibe almıştım. Gerek senaryolarını, gerek oyunculuklarını çok beğenirim. Fakat; bu film bir başka. Kısaca bahsetmem gerekirse; bir baba ile kızı arasındaki ensest ilişki anlatılıyor. Film gösterime girdiğinde kimseyi ikna edemeyip, tek başıma sinemada izlemiştim. Ve deyim yerindeyse, koltuğa çakılıp kalmıştım. 

Merak ettiğim bir husus, acaba bu filmi izleyen erkekler nasıl etkilendiler?

***

"İnsanlar yaptıklarınızı unutur, hissettirdiklerinizi asla..."

Tuesday, April 21, 2015

Film Meydan Okuması # 1, 2


Merhabalar :)

Zihnin Arka Sokakları yeni bir meydan okuma başlattı dün. Kitap ve Müziklerin ardından, sıra geldi Filmlerden konuşmaya. Ayy hiç de vaktim yok, blog yazamıyorum diye kıvrandığım şu günlerde belki tekrar ritm kazanırım, geçmişe dönerim umuduyla ve 1 gün gecikmeli olarak başlıyorum! Hayırlı uğurlu olsun :) Katılmak isteyenler sorulara şuradan erişebilir.

1. Gün: "En az sevdiğiniz film hangisi?"




İçinde Mert Fırat emeği bulunan her film, benim için izlenesiydi. Ta ki bu filme kadar :( Üstelik fragman bile izlemeden, arkadaşlarımla bir heves toplaşıp gitmiştik. Sonuç fiyasko. Bu kadar kötü olmasına bir bahane bulmalıydım. Kendimi şöyle ikna edebilmiştim; tiyatro oyunundan uyarlandığı için mantık hatası ve sinemaya uyumsuzluk olmuş olmalı.







2. Gün: "En son izlediğiniz film hangisi?"

Bazı filmler gişe rekorları kırarken ve sonrasında da aşırı popüler durumlardaysa, dillerden düşmüyorsa; bende alerji yapıyor, izleyemiyorum. Bu yüzden Issız Adam'ı izlemek için yıllaaar yıllar geçmesini bekledim :) 

Geçenlerde yağmurlu kapkaranlık bir gün, kardeşime önerdim. Çok da güzel oldu. Hem ne zamandır beraber film keyfi yapamıyorduk, hem de ikimizin de çok etkilendiği bir filmdi. Hem hikayenin Tarsus kısmı, hem de bazı detaylar... Son sahnede [aşağıya ekliyorum.] o kadar çok ağladım ki; krokanlı karamelli pasta yiyerek anca kendimize gelebildik :)