Minicik de olsa zaman ayırıp, bahsetmek istediğim iki konu var.
Malum, gündem yine allak bullaktı hafta boyu. Haber izlemeyen (hatta okumayan) ben bile bir yerlerden bilgi/yorum almaya çalışıyorum, haber bültenlerine bakıyorum vs. Ne desem bilemiyorum. Yine millet konuşacak, tartışacak. Bir müddet sonra da hiçbir şey olmamış gibi yaşamlarımıza devam edeceğiz. Sonuç olarak, ateş düştüğü yeri yakıyor.
Katledilen savcı haberlerinde bir şey dikkatinizi çekti mi? Adliyenin merdivenlerini gösteriyorlar hep. Savcı Kiraz'ın eşi de aynı adliyede hakimmiş. Tam o merdivenleri gösterdikleri esnada empati kurmaya çalıştım. O kadın, işyerine her gitmesinde, o merdivenleri her iniş-çıkışında, o koridorlardan her geçtiğinde eşini hatırlamayacak mı? Düşünmesi bile korkunç. Bu sorulara bile cevap veremeyenler için konuyu döndürüp dolandırması gayet basit tabi.
***
Bir diğer konu da Kayahan. Kendine özgü tarzı olan, değerli bir müzisyendi. Herkeste farklı izleri vardır muhakkak. Benim içinse biraz çocukluğum, biraz gülümseme, biraz da Üsküdar-Kanlıca minibüsünde Boğaz'ı seyrederek ebru kursuna gitmek demekti.
Beni Anlamadın Ya olsun, Kara Saplantım olsun, Elmanın Yarısı olsun, Adresim Aynı olsun... Hepsi ayrı emek, hepsi ayrı güzel. İnsanı mahveden "saplantı" meselesini bile eğlendirerek anlatan bir ustaydı Kayahan. Ardında bıraktığı güzelliklerle hatırlayacağız.
***
Ölüm. Hangi yaşta, hangi koşulda gelirse gelsin acıdır. Allah rahmet eylesin, yakınlarına sabır versin.