Bugün yeni birisi işe başladı. Oldukça havalı ve küstah görünümlü. Sadece kendini düşünen bir yapısı olduğu her halinden belli. Muhtemelen "merhaba" bile demek istemeyeceğim. Adeta, artık buralardan çekip gitmem gerektiğinin kanıtlarından biri daha!
“İlk izlenim”
defterine düştüğü, kim bilir kaçıncı kayıttı bu.
Evet, ilk izlenim
defteri. Yeni tanıştığı kişilere istinaden tuttuğu notlardan oluşan bir defteri
vardı Görkem’in. Yıllardır, her yeni tanıştığı kişi için, o günün akşamında
ufak bir ilk izlenim yazısı yazardı. Zaman geçtikçe de bir tür oyun misali, bu izlenimin
doğruluğunu gözlemlerdi. Yanıldığı da pek olmazdı hani.
Belki de genetik
bir özellikti onlarda; insan sarraflığı. Öyle ki; dedesi Fahir Bey, mahallenin
bilir kişisiydi, sözü dinleneniydi. Her kim, biriyle ticarete girisecek olsa;
Fahir Amca’nın kapısını çalar, fikrini alırdı. Eğer ki O’nun gönlü razıysa bu
kişiye, “demek ki çekinecek bir durum yok” denir, gözü kapalı yapılırdı
anlaşmalar. Aynı şekilde, biri oğluna kız istemeye niyetlenmişse; önce Fahir
Bey’in yorumu sorulur, sonrasında kızın ailesine haber ulaştırılırdı. Ak dediği
ak, kara dediği kara idi Fahir Bey’in.
Bu akşamın notunu
da tamamladıktan sonra, masa lambasını kapattı Görkem ve film izlemek üzere
salona geçti. Bakalım, bu notun tutarlılığı ne zaman anlaşılacaktı? Bekleyip
görmek lazımdı, tıpkı diğer iki bin beş yüz altmış sekiz kayıt gibi.
