Yine haftasonu dolayısıyla çifte yazı olacak. Aslında lise konusu benim için büyük önem teşkil ettiğinden dün aceleye getirmek istemedim.
Lise yıllarım... Çabucak geçilecek bir konu değil. Kaç yıl geçse de hala geriye dönüp baktığımda hayatımın en güzel yılları diyorum. Belki her taşın altından umut fışkırdığından, belki henüz hayatın acı yüzleriyle tanışmadığımdan, belki de etrafımda yalan dolan pek olmadığından... Kısacası, çok güzeldi.
Müzik zevkim de o yıllarda şekillenmeye başlamıştır. Ben müzik dinleyerek ders çalışan birisiydim, hala da öyleyim. Odamda bir kasetçalar vardı. Aşağıdaki fotoğrafta göreceğiniz üzere, üniversite için taşınırken de yanımda getirmişim :) Yıllardır hiç kullanmasam da manevi önemine istinaden, kendisi mutfağımın dekorunu tamamlamakta :) Özellikle sabahları bu teybin radyosundan, Power FM'de Geveze in the Morning dinleyerek güne başlardım. Hatta beğendiğim şarkılardan karışık kasetler yapardım, sonradan hepsi kayboldu. Şekilden dikkat ederseniz, record(kaydet) tuşu içe göçmüş durumdadır. Çünkü, hep test çözerken sevdiğim şarkı başladıysa, koşa koşa gider basardım record'a. Bu heyecanlı atmosfere dayanamamış olmalı...
Geveze'nin yeri ayrıydı. O zamanlar içimden şöyle geçirirdim; günün birinde tanışma fırsatım olsa, gidip teşekkür edeceğim. İlginçtir; işe başladıktan sonra bir etkinliğe Geveze ile Bay J'yi çağırmışlardı. Fakat, o kadar sıkıcı bir programdı ki; gidip konuşmak şöyle dursun, onları dinlemeyip bahçede takılmıştık. Belki de radyoda sesini dinlerken hayal ettiğim kişi çıkmadığından, moralim bozulmuştu.
Çok uzattım :) Dediğim gibi lise yılları ve müzik hakkında konuşacak çok konum var. Neyse şarkılara geçelim...
Nedense aklımdaki en belirgin figür; Eminem'e ait. Üff ne popülerdi o vakitler! Benim bireysel şarkılarım dışında sınıfça dinlediğimiz şarkılar da vardı, onları da es geçmemem gerekir. Çok eğlenceli bir sınıftık. Bir arkadaşımız vardı; Hasan [üniversiteye hazırlanmak gibi bir kaygısı olmadığından, sınıfa müzik hizmetine adamıştı kendini :)] müzikçalar ve hoparlör sistemi kurar, bütün gün yayın yapardı. O şarkılardan da en çok aklımda kalan: Feridun Düzağaç'ınkilerdir.
***
Şimdi bu kadar lise nostaljisinden sonra mutsuz hissettirene geçilir mi?! Madem sorulmuş cevaplayayım.
Aslında sil baştan demek güzeldir de bu şarkı beni çok yaralıyor. Şebo'yu da pek severim üstelik. Bir de şu var; söz konusu mutsuz etmekse:
Mutlu Pazarlar!
